|
||||||
|
Elif Şafak’ın, Doğan Kitap’tan çıkan özel baskısı. 450.000′lik bir gri kapaklı Aşk… Gri kapaklı Aşk için ek olarak da yazara dair röportaj, inceleme ve eleştiriler yer almakta. Kitabın baskısı çok iyi olmasına ve üzerinde titizlikle çalışılmasına rağmen yaklaşık 5 adet imla hatası vardı. 420 sayfa ayrıca… Çıkar çıkmaz aldığım bir kitap… Cezmi Ersöz’e ait… Tekin yayınları… Ekim 2009′a ait. Toplum Sözleşmesi J.J.Rousseau’nun eseri… Ali Timuçin’in çevirisiyle Bulut Yayınları’nın 2007 basımı… Rousseau, Cenevre doğumlu, Fransız kökenli bir protestan. Protestanlara yapılan baskı nedeniyle de ailesi İsviçre’ye kaçmış. Gençlik dönemi ve annesinin ölmüş olduğu dönem okumaya başladığı ama aynı zamanda tembellik ettiği dönem. Çoğunlukla yazarak hayatını ikame ettirmeye çalışmış. Tiyatro, bilim ve müzik üzerine…Rousseau’nun hayatına dair ayrıntılı bilgi için Alaeddin Şenel, Siyasal Düşünceler Tarihi’ne bakılabilir. Toplum sözleşmesinin temelini, insanların kendini koruma hissine bağlamıştır J.Locke gibi. İnsanın kendini düşünmesi doğal bir durumdur ve toplum sözleşmesi ile insanlar doğal durumdan çıkmışlardır. Toplum için de sevgi beslemeye başlamışlardır. Rousseau’ya göre en ideal yaşam doğal alan içinde mümkün. Yalnız toplum sözleşmesi gerçekleştiğinden sadece doğal yaşama en uygun yasalar ve toplum modeli çizilerek;bu ideal yaşama yaklaşabiliriz. Toplum sözleşmesi dört kitaptan ve kitaplar da bölümlerden oluşmaktadır. İncelemem bu sıraya uygun olacaktır. Bölüm 1 Bölüm 1′de kitabın konusuna değinilmiştir. Uzlaşmalar üzerine kurulan ve doğal bir hak olan toplumsal düzene ve bunun ne/neler olacağına değinileceğini ifade eder. Doğal istek ve uzlaşma tanımını örnekleme ile açıklıyor. Devamı trkylmz.tk adresinde İmdb’den bilgi almak için buraya tıklayınız… Filme dair sitenin görülmesi içinse buraya tıklayınız… Filme dair bilgiyi vermeyeceğim bu kez. Kaynaklarını verdiğim için değinmiyorum. Film Onur’un ve Zeynep’in partiye gitmesiyle başlıyor ve Zeynep erkek arkadaşıyla sorunlar yaşamakta olarak gösteriliyor. Bu sırada da hiç konuşmayan Onur’un yanına geliyor. Herşey böyle başlıyor. Onur’un hiç konuşmadığını öğrenen Zeynep, hayatının erkeğini bulduğunu iddia ederek başlıyor. Zeynep’in alışma süreci ve bu aşka dair yaşanan zorlukları gözler önüne seriyor film. İlginç bir değinim… İlginç bir zihinleri aydınlatma ürünü bu film de… Engelli vatandaşlarımızın çektiği sıkıntıları bir nebze de olsa bize gösterip uyanmamızı sağlıyor. Film ne kadar acı şeyler yaşansa da yine mutlu son ile bitiyor. Ve ben çoğunlukla yaptığım gibi ki filmleri izlerken ya da kitapları okurken rastladığım cümleler hep kafamın içinde yankılanır, onları sizlerle paylaşarak puanlamaya geçmek istiyorum; “Böğürmesene lan, böğürme!” Bu sözün acısını izleyince çok daha iyi anlayacaksınızdır beni. “Seni, bir gün beni terk edeceğini bile bile sevdim!” Bu söz aslında sesli olarak ifade edilmedi… Puanlama Genel olarak; %80 Yönetmenlik; %80 Oyunculuk; %90 Akıcılık; %80 Tahmin edilebilme; %85 Senaryo; %90 İMDB puanı %79 Sonuca bağlama %60 İyi seyirler… İzlemeye kesinlikle değer bir film! Filme dair bilgi almak, forumuna bakmak, görüntülerini izlemek için buraya tıklayın… İmdb’den incelemek içinse buraya tıklayın… Filmi indirmeniz için bağlantı veriyordum ama bu film için vermem. Çünkü emeğe saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum bu film için. Amerikan filmleri için aynı şeyi düşünmüyorum. Adam Buosdukos’un ve Fatih Akın’ın yazdığı Fatih Akın’ın yönettiği güzel senaryoya sahip bir film. Adam ayrıca filmde başrolde ve film onun çevresinde olup bitenlerle ve kendisiyle ilgili ilginç bir hayat kesiminden görüntüler sunuyor. Hayatınıza ve anınıza biraz da olsa ışık getireceğine inanıyorum. Zinos, Almanya Münih’te restoran işleten ama restoran derken görünüşle pek uyuşmayan bir yerde şef -yönetici. Restoranın sahibi yani… Sevgilisinin ailesiyle olan yemeğe gidiyor, Neumann adlı arkadaşıyla karşılaşıyor onun ne pislikler yapacağından habersiz, sevgilisi sonra iş için Çin’e gidiyor, Zinos bir kaza atlatıyor ve sigortasız olduğu için de başına gelmedik kalmıyor. Filmde çoğunlukla Zinos belinden sakat. Bu yüzden de buna dair kişilerle karşılaşıyor işiyle ilgilenemiyor vs vs… Soul Kitchen; Zinos’un restoranı… Berbat bir halde bu restoran ve film başladığında Zinos arkasını dönüyor yüksek gürültüden dolayı ve bulaşık makinesini açtığında tabakların kırıldığını görüyor. İşte o bulaşık makinesini kaldırıp atmak niyetiyle girişimde bulunan baş karakterimiz tüm film boyunca hep sakat sakat geziyor ve çileler çekiyor. Ama başına gelen bin bir türlü şeyden sonra yine restoranını harika bir şekilde işletmeyi başarıyor, özellikle babaenne ile yemek yerken görmüş olduğu ve o anda kovulan şefi restoranına çağırmasıyla harika bir gelişmeler yaşar. Film her anlamıyla harika… Her türlü konuya değinilmiş; cinsellik, hacılar hocalar, kazalar, ayrılık, rastlantısallık, aldatma, ölüm… Ve en önemlisi de mutluluk. Soul Kitchen’ın başından geçenlerin bu kadar güzel anlatılması ve bizlere bazı yerlerde ders verilmesi her anlamda filmi izlenir kıldığı gibi ödül almaya da layık olacağını gösteriyor. Filme dair puanlamamıza gelirsek… Puanlama Genel olarak ; %85 Senaryo; %70 Tahmin edebilme; %60 (Tahmin edebildiğimiz için puan düşmekte) Oyunculuk; %95 Yönetmenlik; %95 Sonuca bağlama; %80 Akıcılık(koltuğa bağlayıcılık yerine artık bunu kullanıyorum) ; % 80 İMDB puanı %76 Kısaca izlemek için standartların üstünde… Bana göre bir film %65′in üstünde ise genel olarak izlenebilir niteliktedir. İyi seyirler… |
||||||
|
Tüm hakkı saklıdır. © 2010 Ne Farkeder ki! -
143 queries. 1.394 seconds. |
||||||