Archive for ‘Felsefe’

November 6th, 2009

Parmenides

by Hasan

Kesin olmamakla beraber 540′ta doğmuş. Elea’lıdır. Devlet adamı, filozof, kanun koyucu… Öğretisinde; Anaximenes, Xenophanes ve Pythagorasçılardan gelen etkiler var. Ama bunların yanında, büsbütün yeni olan bir çizgi de var onda: Dialektik’e, yani salt kavramlarla çalışmaya bir eğilim. Parmenides, Yunan mantık ve dialektiğinin babasıdır.

“Doğru”(aletheia) ve Sanı(doxa) üzerine” bir araştırma olan yapıtının başında, Güneş Kızları, filozofu her şeyi bilen Tanrıçaya götürmektedirler; Tanrıça ona bilgeliği, yaşamanın o biricik doğru yolunu öğretecektir. Filozof, ondan iki şey öğrenip ölümlülere bildirecek: Tam ve son doğru ile içlerinde gerçekten inanılabilecek hiçbir şey bulunmayan insanların  sanılarını. Öğretici(didaktik) ve manzum lan yapıt da, buna göre, iki bölüme ayrılır: “Doğru’ya giden yol” ile “Sanılara götüren yol.”.

Kitabında;

“…biricik doğru olan ‘Bir Varlık’…” (bu mantıklaştırılmış bir metafizik) “Bir Varlık’ın dışındaki her şey bir yanılmadır, bir aldanmadır.” “…kosmoloji… gelip geçici şeylerin dünyasından meydana geldiği söyleniyor: Hafif ve aydınlık olan ateş ile ağır ve karanlık olan gece’den. Bu dünyanın bilgisi ikinci derecededir, çünkü gerçek olmayan bir dünyanın bilgisidir bu.”(s.26)

Yani; read more »

November 2nd, 2009

Xenophanes( Ksenofanes )

by Hasan

25 yaşnda iken -belki de Perslerin gelmesi üzerine- İonia’daki yurdunu bırakarak Güney İtalya’ya gelmiş, burada gezici bir ozan hayatı sürmüştür.(s.25)

Felsefesine gelince…Halkın, dininin tanrıları insan biçiminde tasarlamasına karşı, Xenophanes kendi tanrı tasarımını ortaya koyar. Bu, arınmış bir tanrıdır. Ona göre; “Bir Tanrı vardır; bu, tanrılar ve insanların en ulusudur; ne biçimi, ne de düşünmesi bakımından ölümlülere benzer; bu tek Tanrı baştan aşağı işitmedir, baştan aşağı düşünmedir; her şeyi düşünceleriyle hiç zahmetsiz yönetir.”

Xenophanes’in(Ksenofanes’in) bu tanrı tasarımı, tektanrıcılığa (monotheism) doğru atılmış bir adımdır.(s.26)

——————————————————————

Kaynak;

Gökberk, Prof. Macit, Felsefe Tarihi, Remzi, İstanbul,18.Basım,Eylül 2008

October 25th, 2009

Herakleitos

by Hasan

Efes(Ephesos)’te doğup yetişmiştir.(540-480)(s.23)

Yurdunun politik -sosyal gelişmesi-ni beğenmeyip köşeye çekilen, bu yalnızlığı içinde varlıkların özünü kavramaya çalışan Herakleitos, yığını hor görür. Ona göre yığın anlayışsızdır, her şeyin dış yönüne takılıp kalır, boş inançlar içinde yuvarlanıp gider.
Herakleitos’un da başlıca ilgisi, Miletliler gibi, varlık sorununa yönelmiştir. O da, öz varlığın bütün değişiklikler içinde birliğini yitirmeyen o gerçek varlığın, o ana maddenin (arkhe) ne olduğunu araştırır. Ona göre, evrenin temel maddesi ateş’tir. Ateş, bütün varolanların ilk gerçek temelidir,bütün karşıtların birliğidir, içinde bütün karşıtların eridiği birliktir.
Miletli filozoflar anamaddeyi kalıcı, kendi kendisiyle özdeş bir şey, doğanın değişmeyen tözü sayıyorlardı. Onlar için bu kalıcıcı töz, doğada en temelli, en önemli olandır, gerçek physis, asıl doğa budur, bu değişmeyip kalan şeydir. Buna karşılık Herakleitos, şunu belirtmekten usanmaz: Evren boyuna akan bir süreçtir, başı sonu olmayan bir değişmedir, hiç durmayan bu değişme içinde kalan, sürüp giden hiçbir şey yoktur. Panta rei – her şey akar: bu onun anagörüşü. İşte ateşin ilk-madde (arkhe) olduğu düşüncesine de Herakleitos buradan varıyor.
Evren tükenmez canlı bir ateştir, sürekli bir yanma sürecidir. Daha doğrusu, dönümlü (periyodik) bir süreçtir bu. Evren ateşten meydana gelmiştir ve burada olup bitenlerin sonundaki bir “Büyük Yıl” da yeniden ateş tarafından kemirilecektir -yeniden doğmak için. Bu, böylece nöbetleşe, dönümlü olarak hiç tükenmeden sürüp gider.
October 10th, 2009

Anaximenes

by Hasan

Milet’li filozoflardan biridir. O’na göre ilk madde havadır. Hava, sonsuz bir hava denizi olarak evreni kuşatır ve yer de bu hava denizinde düz bir tepsi gibi yüzer.

Anaximenes’in 2 farklı anlayışı felsefeye 2 yeni soluk olarak yerleşmiştir;

1.”bir hava olan ruhumuz -psykhé- bizi nasıl ayakta tutuyorsa, bunun gibi, bütün evreni (kosmos) de soluk ve hava sarıp tutar” diyor. Böylece, ruh kavramı felsefede ilk defa olarak ortaya çıkmış oluyor. Burada ruh, insanın canlı vücudunu ayakta tutan, daha doğrusu bir arada tutan, onu canlı kılan, onun cansız bir yığın olarak dağılmasını önleyen “şey”dir; burada ruh, yaşam diye, canlı vücudu cansızdan ayıran diye anlaşılıyor ve soluk ile bir tutulduğu için, maddi bir şey olarak düşünülüyor tabii.

2. O, ana maddenin canlı olması gerektiğini düşünmekle, “madde” kavramının belirlenmesine doğru önemli bir adım atmış oluyordu. Hava, yoğunlaşma ve gevşemesi ile çeşitli nesnelere dönüşür; genişlemesi ve gevşemesiyle ateş olur; yoğunlaşmasıyla rüzgarlar, bulutlar meydana gelir; bulutlardan su, sudan toprak, yüksek bir yoğunlaşma derecesinde de taşlar meydana gelir. Böylece, ateş, sıvı ve katı -maddenin bu üç ana biçimi- özü bakımından read more »

September 29th, 2009

Anaximandros

by Hasan

Milletli Filozoflardan. Güneş saatini bulduğu, ilk haritayı çizdiği söylenir.

Ona göre ilk maddenin sonsuz, tükenmez olması gerekir, çünkü ilk madde sonsuz yaratmasında sınırsız ve tükenmez olduğunu gösteriyor. Sonsuz kavramını ilkin açık olarak belirleyip, bunu maddeye yükleyen Anaximandros olmuştur. Bu sonsuz ilk maddeye o Apeiron(sınırı olmayan) adını vermiştir.

Bu ilk madde yalnız sonsuz değildir, sonsuz olandır da; çünkü ona, daha yakın olan başka bir belirlenim yüklenemez. Belirli bir maddeyle eş tutamayız, çünkü her belli, belirli şey sonlu ve sınırlıdır da. Soğuk sıcak ile sıvı katıyla, sınırlı olan şey sınırlıyla karşıtını bulur ama sonsuz/sınırsızın karşıtı yoktur.

Apeiron’dan önce sıcak ile soğuk oluşmuştur. Sıcak, başlangıçta soğuk ve karanlık olanı(biçimlenmekte olan yeri) bir alev küresi oalrak bir kabuk gibi sarmıştı. Soğuk’tan iki karşıt; katı ile sıvı doğmuştur. Sıvı’dan yeri çevreleyen alev küresinin sıcaklığı yüzünden, buğular yükselip alev küresini(s.21) halkalara, ateşle dolu olan hava tekerleklerine read more »

September 28th, 2009

ThaleS

by Hasan

(Doğa Felsefesi tanımlarına ve düşünürlerine başlamış bulunmaktayım. Yaptğım çalışmalarımın ve yayınlarımın kaynağı Prof. Dr. Macit Gökberk- Felsefe’ye Giriş. Ben sınavıma çalıştıkça siz de yararlanın diye… İktibas yapmıyorum. Bu yüzden hiçbir hukuk dışı bir sorunum ortaya çıkmıyor. Belirtmek istedim. Yazdıklarım benim çalışma notlarım.)

Thales

Bilimsel düşüncenin göreli olarak en arınmış biçimini görebiliriz Milet’li Thales’te. Milet, İzmir’in güneyinde Söke-Milas yolunun batısında. Bugünkü Balat köyü civarı…(s.19)

585 yılındaki Güneş tutulmasını hesaplayıp haber vermiş kendileri. Bir takım geometri teorilerini bulmuş olduğu da söylenmekte. Thales; suyu, sıvı olanı, arkhe, yani her şeyin başı, kökü,ilkesi sayıyormuş. Onun felsefesinin özü budur. Herşey sudan türer suya döner. Düz bir tepsi gibi olan yer de su üstünde, sonsuz Okeanos’ta yüzer.

Felsefenin babasıdır. O’nu “felsefenin babası” yapan, doğa görüşünü deneylere ve bu deneyleri düşünce ile işlemeye dayatmak istemesi, buna girişmesidir.

Thales’i ilk planda ilgilendirmiş konular, gökyüzü ile yeryüzündeki olaylardır. read more »

September 25th, 2009

Felsefenin doğuşu(İlk çağ felsefesi)

by Hasan

Yunan felsefesi deyince Hellenizm-Roma felsefesini anlarız. Ve bunu ilk çağ felsefesinde inceleriz ayrıca bu çağa Antik  felsefe de denilir.

Felsefe deyimi, Yunanca Philosophia sözcüğünden gelir. Felsefe, philosophia’nın Arapça’da aldığı biçimidir. Türkçe’ye Arapça üzerinden girmiştir.  Philosophia birleşik bir sözcüktür ve Philia ve Sophia, yani bilgelik sevgisinin birleşiminden oluşmuştur.

Herakleithes Pontikus’a göre bu deyimi ilkin Pythagoras kullanmış. Ve kendisine de filozof (philosophos) dermiş. Çünkü, ona göre sophia, bilgelik, eksiksiz doğru yalnız tanrılara yakışır; insana ise ancak philosophia, yani bilgeliği sevmek, dolayısıyla ona ulaşmaya çalışmak yaraşır.

Yunan felsefesinin tarihi, ilk planda Batı biliminin doğuşunu görmek, öğrenmek demektir.

Yunan felsefesinin ele alıp işlediği konular bakımından gelişmesini, görmek istersek;

1. İlk döneminde Yunan felsefesi hemen hemen bütünüyle dış doğaya, cisimlerin dünyasına yönelmiş olan bir doğa felsefesidir.

2. Bundan sonra insana karşı uyanan ilgi, klasik dönemin geniş sistemlerine yol açmıştır. Bu sistemlerde Tanrı, insan ve doğa, bir düşünce bağlantısı içinde kavranmak istenmiştir.

3. Aristoteles’in kendi felsefesiyle okulunda gelişen ve biriken çok zengin bilgi kadrosu, tek tek bilimlerin bağımsızlığına, her bilgi kolu üzerinde ayrıca çalışmalara yol açmıştır. Bundan sonra, herşeyi, bütün konuları içine almak isteyen bir sistem yerine; aralarında gittikçe ayrımlaşan bilimlerin bir karmaşası geçmiştir. Felsefe read more »

March 14th, 2009

Parmenides ve O'nun Felsefesi

by Hasan

Parmenides Kimdir?

Parmanides, doğa filozoflarından sayılmakla birlikte Antik Yunan felsefesinde rasyonalizm geleneğinin ilk filozoflarından biridir. M.Ö. 600 ile M.Ö. 500′lerde yaşadığı ve yalnızca düşünür olarak değil yasa koyucu ve devlet adamı olarak da rol oynadığı sanılmaktadır.
Parmenides’e göre, evrende değişen hiçbir şey yoktur. Gerçeklik, yani varlık, mutlak anlamda birdir, kalıcıdır, süreklidir, yaratılmamıştır, yok edilemez; o ezeli ve ebedidir; onda hareket ve değişme yoktur.

Parmenides’in Felsefesi

Mantık diyalektik’in ilk kullanıcılarındadır. Felsefi görüşlerinde Anaximenes, Xenophanes ve Pythagorasçilar’ın etkileri olduğu görülür, ancak o daha çok kavramsal düşünmeye yönelmiştir. Doğru ile sanıyı kavramlar üzerinden ayırmaya çalışır. Onun birci görüşü, bir takım mantıksal çıkarsamalarla evrende değişimin olmadığını kanıtlamaya çalışır. Gerçeklik ebedi ve değişmez olan, yaratılmamış ve yok edilemez olan, sürekli ve kalıcı olan birdir. Varlık var olan gelmiştir, parçalı değil bir bütündür, hareket ve değişim söz konusu değildir. read more »

March 14th, 2009

Elea Okulu

by Hasan

Elea Okulu
Antikçağ Yunan düşüncesinde Ksenofanes ve onu izleyenlerce geliştirilen öğreti…Kloplon’lu Ksenofanes, Hellen kentlerinde yetmiş yıl süren bir geziden sonra Napoli’nin güneyindeki Elea’ya yerleşmiştir. çok tanrıcılığa karşı tek tanrı polemiğini orada yapmış, Homeros’la Hesiodos’a karşı çıkarak Tanrı’nın birliğini ve değişmezliğini savunmuştur. Birlik ve değişmezlik düşünceleri üstüne kurulan Elea öğretisi, Ksenofanes’in öğrencisi Parmenides’le gerçekleşmiştir. Melissos, Zenon, Gorgias gibi düşünürlerin sürdürdükleri bu öğreti, antikçağ Yunan felsefesinin genel diyalektik yapısı içinde olumsuz yanı tutar. Deney dışı usçuluğu, değişmezliği, saltıklığı savunur. Elea’lı Zeon’un devimi çürütmek için ileri sürdüğü çıkmazlar da ünlüdür, bunlara Zenon çıkmazları denir. Bu çıkmazlar gerçekte kolaylıkla çözülebilecek yanıltmacalardır. read more »

March 14th, 2009

Amerika'da pragmatizm

by Hasan

Pragmatizm Amerika’da Felsefe

Pragmatizm, XX. Yüzyıl eşiğinde, yeni dünyanın kendine özgü felsefesi olarak ortaya çıkıyordu.Amerikalı ünlü psikolog ve filozof WilliamJames (1842-1910) felsefesini en sistemli biçimde açıkladığı “pragmatizm” adlı kitabını 1907 de yayımladı. pragmatizm, XX. yüzyıl başında abd de ortaya çıkan felsefe akımları içinde en çok yandaş bulanıydı. bu akımın çıkış noktasını, geleneksel akademik felsefenin büyük bir bölümünün eleştirilerek benimsenmesi ve felsefeye bazı pratik amaçların sokulması çabaları oluşturmaktaydı.
Pragmatizm, ilkin 1870′lerin başında, Charles Sanders Peirce (1839-1914) tarafından bir “Felsefe yapma yöntemi” olarak geliştirilmişti. 1898 de William James pragmatizmi bir “hakikat kuramı” olarak yeniden formüle etti. Daha sonraları da John Dewey (1859-1952) ve F.C.S. Schiller (1867-1934) bunu geliştirip genişlettiler.
read more »


Easy AdSense by Unreal
Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.