Archive for ‘Benden dökülenler’

August 23rd, 2010

Ayrıca…

by Hasan

Ayrıca…

Ben seni çok seviyorum!

Senin de beni sevdiğini biliyorum.

Seni çok özledim.

Sen de beni galiba…

Göz yaşlarının göz yaşlarıma

karıştığı günü beklerken ben…

Lütfen ama lütfen!

Yanlış anlama beni…

Ben

seninle olmakla mutluyum!

August 21st, 2010

Anı Yaşa!

by Hasan

Neden geçmişe takılırsınız? Neden geçmişin sorunlarıyla boğuşmaya devam edersiniz?

Ya da

Neden hala geçmişten gelen bir gelecek merakı var?

Geçmişte de bugünü yani geleceği hayal etmemiş miydiniz?

Yoksa sen de mi gelecek ve geçmişe yolculuk etmek istedin?

Zamanlar arası hani…

Neden hala zamanların endişesini taşırsınız ki!

Geçmiş geçmişte kaldı

Gelecek az sonra yaşanacak zaten

Geçmişimiz şu anımızdan kopup gidiyor ve gerilerde kalıyor

Gelecekse hep şu an yaşadığımız değil mi!

Biz daima geleceği yaşarız!

Geleceği şu an yaşarız…

Geleceğimiz şu andan akar ve geçmişe karışır…

Hep ve her zaman yaşadığımız aslında şu an değil mi!

O zaman sen de takma kafana hiçbir şeyin endişesini!

Sadece ve sadece

Anı yaşa!

August 17th, 2010

Aradan 11 Yıl Geçti

by Hasan

17 Ağustos 1999

Kapkaranlık ve bağırış, çağırış ve çığlıklarla uyandık. Her yer kapkaranlık ve yıldızlar pırıl pırıl ve ne kadar çoktu. İnsanlar sokaklardaydı. Kaç olmuş, ne kadar olmuş, kurtarma çalışmaları ne alemde gibi sorulardan başka soru duyamazdık. Tv’ler her zaman olduğundan daha çok tozlara karışmış insan yüzü, kurtarılmış aydınlanan insan yüzü ve en çok da tozlar içinde kalmış cansız beden gösterdi.

Bugün 17 Ağustos 2010! Neler değişmiş? Işıkara’nın tespitleri ve yapılmasını söylediklerinin en basit olanları ve para toplamaları ki en basit olanı, yapılmış ancak. Korkumuz şu an yok ama, ölümler bizi bulduktan sonra ki Allah korusun, zaten korkamayacağız… Deprem değildir canları alan, sorumsuzluktur…

O zaman gelince alınmayan önlemlerden dolayı belki ağlayamayacağız bile...

July 27th, 2010

Mor Civciv

by Hasan

Benim minik kuzenim birkaç arkadaşıyla para toplayarak 2 TL’ye mor bir civciv almışlar. Hayvanı satabilmek amacıyla bu renge boyamışlar ve ne hale getirmişler.

Çok tatlı bir görünüme de sahip tabi… Her gören beğeniyor, hayran kalıyor, oyuncak gibi onunla oynuyor. Nedendir bilmem, ben hızlı hızlı yürüyünce de peşimden koşarak geliyor bir müddet, sonra duruyor ve uzun süre kıpırdamıyor. Bu halinden tavukların familyasından olduğunu anlayabiliyorsunuz zaten, belki de beni annesi sanıyordu :D . Çok küçük olduğu için bu tavuk familyasından ziyaretçimizin peşinden dolanıp bir zarar gelmesin diye takip edip durduk. Ama nereye kadar tabi, ziyaretim kısaydı benim anneannemlerde.

Gelişini de anlatayım… Gelir gelmez kese kağıdının içinden çıkardık. Kese kağıdında satılması da ayrı bir mesele. Anneannem; tecrübelerine dayanarak ekmek ufaladı, su koydu çay tabağına. Biz bunları yiyip içmeyecek sanırken hepsini bitirdi, hatta ekmekleri benim elimden de yedi. Çok acayip bir duygu bu… Evdeki muhabbet kuşumuz asla elimizden yemez ve elimizi gagalar hatta. Bu öyle değil. Cana yakın bir şekilde elimizde temas kuruyordu.
read more »

July 13th, 2010

Ben artırdım değerini…

by Hasan

İkinci elde sana biçilen

Yalnız üç liraydı…

Ben fiyatını yükselttim senin,

ederin beş lira oldu…

O da yirmi adet duman!

Her bir dman binlerce zehir,

binlerce zehir yalnız sen…

Seni hediye ettim boyacı çocuğa

Geçtim seyretttim uzaktan

Yaktı bir tane seni,

ciğerleri bayram etti dercesine derin bir nefes çekti.

Sonra sadece

Gülümsüyordu…

July 12th, 2010

(başlık bulamadım)

by Hasan

Düşümdeki hatıralar,

Pişmanlıklarımın sebebi,

Sana olan kırgınlıklarım

Ve

Geriye kalan herşey…

Düğümlenip kaldılar kalbimde.

Ne yutkunabiliyorum!

Ne de nefes alabiliyorum!

Tags:
June 16th, 2010

Acıtmamalıydım canını…

by Hasan

Bütün aklı ve mantığı,
bir yana bıraktığımda,
bir tek duygu kalıyor.
Duygu kalıyor geriye…
Burnumun
direğinde hissediyorum seni!
Sırf sana zarar vermeseydim de
Seninle tanışmasaydım diyorum.
Benliğim ezilseydi,
senin canın acımasaydı.
Ama oldu işte…
Ben yaptım
ya da sen…
Ama oldu işte…
İyi uykular güzel insan!
Keşke sana hiç ‘İyi uykular’ diyemeseydim!
Böylece
hiç canın acımazdı.
Acıtmazdım canını…
Acımazdı canım…

June 3rd, 2010

Sana Dair

by Hasan

Kırılmış gibi bir yerlerim…

Çarem yok.

Umudum tükenmiş.

Bu yüzden,

yatıyorum sağ tarafıma.

Güçsüz ellerimi kırıyorum bileklerimden,

dayanak yapıyorum kendime.

Sessiz ve kimsesiz çevreyi

izleyebilmek için.

Umudum tükenik

Ve ben güçsüz!

Sessiz ve kimsesiz çevreyi,

İzliyorum belki biri gelir diye…

Birilerinin yardım etmesi değil,

istediğim benim!

Son kez olsun!

Bir umudum olsun sana dair…

Seni görebilmeye dair…

Sesini duyabilmeye dair…

Tags:
May 14th, 2010

Hiç, bir kedi Allah Rızası için deyip pati açar mı?

by Hasan

(Sitemdeki sorunlar nedeniyle yazamadığımı ve bu sorunları bu yazıdan sonra dile getireceğimi belirteyim.)

Final döneminden sonra hasta düşmüştüm. Tonsilit, grip, bronşit, sinüzit  başımdan geçti hep ama yıkılmadım. İlk hastalığım etkisini gösterdiği gün doktora gidip ilaçları almıştım. Doktora  gittikten sonra da odamın penceresine yağmurdan önce kuşların geldiğini gördüm. İki tanesi solda iri yapılı biri zayıf yapılı sağ taraftaydı ve hiçbiri de beni görünce kaçmadı. Normalde perde arkasından bile beni görüp kaçarlardı.

İlaçlarımı içtim. Gece geç vakit tam yatmak üzereydim ki pencerede tıkırtı duydum. Sağ taraftaki kuş… Yerinde duruyor, kıpırdamamış. Meğer gözleri körmüş. Geç fark ettim.  O gözlerle kendine hiç bakamaz dedim kendi kendime. Tabi başım dönüp durduğu için de aklıma bir tek yiyecek ve su vermek geldi. Yarım bardak haline getirdim karton bardağı içine su doldurdum bir parça da ekmeği içine koydum ki rüzgarda uçmasın diye.. Sonrasında ise kafasına gagasına dokunup, nasıl göremez diye düşünüp artık yatmam gerektiğinin farkına vardım.

Sabah kalktım hemen baktım pencereye. Ama kuş da bardak da yoktu. Aradan belki bir gün ya geçti ya geçmedi… Hasta olduğum için farkına varamadım. Annem beni çağırdı yanına. Mutfaktaydı… Çabucak gittim, pencereden aşağı bakıyordu tabi annem. Aşağıdan da acı duyan bir güvercinin sesi geliyordu. Yine iki sağlam kuş ve bizimki, aşağıdaydı ama bu kez. Annemin dediğine göre 2 sağlam o bizimkini çekiştiriyorlarmış uçsun diye ya da ölsün diye gözlerini gagalıyorlarmış. Ve evet duvara çarpıyor uçmaya korkuyor acı içinde bağırıyordu ama hiçbir yere gidemiyordu. Tabi ben iyi olmadığım için yardım edemedim ve anneme de ben iyi olsaydım aşağı iner onu korumaya alırdım dedim. read more »

April 18th, 2010

Sence bu kitap kaç lira?

by Hasan

Uzun bir aradan sonra sanki hiç bir şey olmamış gibi yazmaya devam edeceğim. :)

Sürekli alış-satışla uğraştığım bir dönemde sağda solda minik reklamlar çıkıp duruyordu. İnternetten para kazanmanın yollarını anlatan bir kitap varmış da 80 değil de 40TL’ymış diye de abartıldığını gördüm. Daha dün deneyimlediğim bir olaydan da şunu söyleyebilirim; ‘İnternette hiçbir şey göründüğü, abartıldığı gibi değildir gerçekte.’(benim sözüm, hasan yasin türkyılmaz :D ) Bu hikayemi sonra yazayım. Neydi, 40 TL… Siz normalde bir kitabı kaça alırsınız en fazla? Ben 93TL verdim bir kitaba,bir diğerine de 56 gibi bir miktar. Yani bunlar aşırı derecede fazla miktarlar ama kitaplar da fazlaca ağır. Bu yüzden ithal edilmesi ve boyuta oranla verilen miktar bence normal ama internet üzerinden bu tip bir e-kitap satışının bu kadar fazla olmaması gerek derken araştırdım ve gerçeği öğrendim. Nasılmış mı? Şöyleymiş;

Siz, üzerinde gerçekten bilgi sahibi olduğunuz bir konuda bir kitap yazıyorsunuz. Minicik olabilir, binlerce sayfa da olabilir. Sonra clickbank.com, paypal.com gibi siteler aracılığıyla ki ikisi farklı şeyler, bu kitabınızı satıyorsunuz. Maliyeti oldukça az ama karı oldukça yüksek olduğu gibi başka dillerde de yazarsanız da dünya çapında bir satış da yapabilirsiniz. Mesela kedilere dair bir kitap yazdınız. Yaklaşık 300 sayfa… İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak da çevirdiniz diyelim. Bu kitabı clickbank’a kaydolup kitabı oraya ekleyeceksiniz ve orası sayesinde bir siteniz olacak ve bu site üzerinden satışınız gerçekleşecek. Ayda en kadar kazanç elde ettiyseniz clickbank da size çek gönderecek. Bu yöntemle 249$’lık bir çek kazananı da gördüm. Daha fazla kazananlar da var.

ya da

Kitabınız ve 3 çevirinizle beraber… Bir site kurdunuz. Paypal destekli ki paypal’a üye olma meselesini ben anlatmıştım. Buradan bakabilirsiniz . Aynen yorumda yazdığı gibi de sitenize tanıtım yazarsınız 4 dilde. Sonra satın alma linklerini paypal sayesinde koyarsınız. Kişi satın alır almaz da gönderimi yaparsınız ya da bunu program sayesinde para ödendikten sonra kişiler ulaşabilir bu kitaba. Böylece paypal kazancı sağlarsınız. Bu parayı elde etmek içinse paypal üyelik yazımdaki yoruma bakmanız yeterli.

Bunları öğrendiğimde çok şaşırdım. Ama ben bu tip bir şeyin doğru olduğunu düşünmüyorum. Yine de anlatılmaya değerdi.

Görüşmek dileğiyle en yakın zamanda


Easy AdSense by Unreal
Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.